Prostat nedir?

Prostat, erkek üreme sisteminin bir parçasıdır. Yaklaşık bir ceviz büyüklüğündedir ve 18-20 gr ağırlığındadır. Resim 1’de görüldüğü gibi, prostat idrar kesesinin çıkışında ve rektum denilen kalın barsak son kısmının hemen önündedir. Prostat dış idrar yolunun (üretra) etrafını sarar. Üretra ise idrar kesesinden gelen idrarı penisin içerisinden dışarı atan boru şeklinde bir yapıdır. Prostatın ana görevi meni için sıvı yapmaktır. Boşalma boyunca, testisler içinde üretilen spermler üretraya hareket eder. Aynı anda sperm keseleri ve prostattan oluşturulan sıvı da üretraya atılır. Bu karışım, (meni) üretranın içinden geçer ve penis ucundan dışarı çıkar.

Erkeklerin yaşlandıkça prostat kanserine yakalanma riskleri artar. Prostat kanseri Amerikalı erkekler arasında kanser türleri arasında ikinci en yaygın olanıdır ve kanser ölümüne sebep olan ikinci kanser türüdür. Buna rağmen, kanserin görüntülenmesi, tanınması ve tedavisindeki gelişmeler prostat kanserine bağlı ölümleri azaltmaktadır.

Prostat kanseri nedir?

Prostat kanseri , prostat dokusu içinde anormal hücrelerin  kontrol dışı düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla oluşur

Lokal prostat kanseri, henüz prostattan dışarı sıçramamış, sadece prostat dokusu içinde sınırlı olan kanserdir. Eğer kanser vücudun diğer bölgelerine yayılırsa tedavi etmesi daha zordur. Bu durumda kanserden ölme ihtimali yükselir.

Yeni tanı konulan prostat kanserlerinin çoğu lokal prostat kanseridir. Bu kanserlere eğer müdahale edilmezse kanser dokusu büyüyebilir ve vücudun diğer bölümlerine yayılabilir (metastaz yapabilir). Bazı prostat kanserleri çok hızlı büyüyebilir fakat çoğunlukla prostat kanseri uzun yıllar süresince ilerler. Sonuç olarak, 80 yaşında yavaş büyüyen lokal prostat kanserli bir erkek çok büyük olasılıkla prostat kanserinden değil prostat kanseriyle ölecektir.

Yüksek risk grubu var mı?

Ailesinde özellikle birinci derece akrabalarında  prostat kanseri öyküsü bulunanlarda prostat kanseri riski 8-10 kat daha yüksektir.Yaşla beraber prostat kanseri gelişme riski artar. 40 yaşın altında 10.000 erkekden birinde , 65 yaş üzerinde 8-10 erkekden birinde görülür . Siyah ırk daha yüksek risk altındadır.Hormonal etkiler, aşırı testosteron, hormon bağımlı prostat kanserini teşvik edebilir.Diyette kırmızı et ve doymuş yağ ağırlıklı beslenme, Obezitenin prostat kanseriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir

Prostat kanseri önlenebilir mi? 

Prostat kanserinin kesin nedeni bilinmediğinden günümüzde bir çok vakada hastalığın oluşmasını engellemek mümkün değildir. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar, diet ve yaşam şekli değişiklikleri ile prostat kanseri riskinin azaltılabileceğini göstermektedir.Beslenme de  dikkat çekenler : Lycopene içeren Domates , Östrojen benzeri Phtoestrojen içeren Soya fasülyesi  Omega-3 yağ asidinden zengin Balık , D ve E-vitamininden zengin Brokoli , Polifenollerden zengin Yeşilçay  dır . Spor : Düzenli spor-egzersiz kilo kaybına ve vucut testesteron seviyelerini azalmaya neden olarak  prostat kanser riskini azaltmaktadır .

Prostat kanseri tümör evre ve derecelendirmesi ne demektir?

TÜMÖR DERECESİ NEDİR?

Eğer alınan biyopsilerde prostat kanseri saptanırsa patolog tarafından kanserli doku derecelendirilir. Bu sınıflandırma, tümörün ne kadar hızlı büyüyeceğinin ve yayılacağının öngörülmesini sağlayan bir ölçüttür. En yaygın derecelendirme sistemi Gleason Skorlama Sistemidir. Bu skor aralığı 2 ila 10 arasındadır. Tümörün derecesini belirleyebilmek için, patolog biyopsiden alınan her bir doku parçasına puan verir ve Gleason toplam skorunu belirlemek için en yaygın iki değerin toplamını belirtir. İki ile dört arasındaki skorlar düşük agresiflik (yayılma ihitmali) göstermesine rağmen biyopsiyi takiben bu değerler neredeyse hiç görülmez. En düşük skor genellikle 5 olarak bulunmuştur ve sonuç olarak en az agresif skor olarak tanımlanır. Gleason 6 skoru daha agresiftir. Gleason 7 skoru daha da yüksek agresiflik gösterir. Bu skorlar iki şekilde gelir. Daha yüksek agresiflik derecesinde bir tümörün bulunması sebebiyle toplam Gleason skoru 4+3 tümör, 3+4 tümöründen daha agresiftir. Gleason 8, 9 ve 10 skor tümörleri en agresif olanlarıdır. Bunlar genellikle bulunduğu alanda yayılmış olurlar (Resim 3). Gleason skorunuzla ilgili doktorunuzla konuşmanızı öneririz.

TÜMÖR EVRESİ NEDİR?

Tümör evresi kanserin boyutunu ve yayılmasını gösterir. Diğer tümörlerde de olduğu gibi prostatın sadece küçük bir kısmında olan kanserin, prostatın tümüne yayılmış olan kanserden daha fazla tedavi edilebilme şansı vardır. Aynı şekilde prostatın sadece içinde olan tümörün, prostatın dışına yayılmış olan tümörden daha fazla tedavi şansı vardır. İlaveten, lenf düğümleri ya da kemik gibi prostattan uzak yerlere yayılmış olan kanserlerde tedavi sonuçları en başarısızdır. Tümör evrelemesi için kullanılan sistem TNM sistemidir (Resim 4). ‘T’ Tümörün boyutu, ‘N’ Lenf Düğümleri ve ‘M’ Metastaz (Kanserin uzak organlara yayılımı) olarak tanımlanır. Lokal prostat kanseri T1a-c olarak tanımlanır ve bu grupta yapılan parmakla makattan muayene ile prostatın normal olması anlamına gelir. T2a-c aşaması parmakla makattan muayene ile prostatın normal olmadığı fakat prostatın dışında da kanser belirtisinin olmadığı anlamına gelir. N0 aşamasında, prostat alanı içindeki lenf düğümlerine sıçrayan kanser belirtisi olmadığını gösterir. M0 aşamasında, tümör metastaz (prostattan uzak organ yayılım) belirtisi yoktur. Eğer kanser lenf düğümüne yayılıyorsa N1 ve/veya metastaz için M1 olarak belirtilir.

Prostat kanseri nasıl teşhis edilir?

Prostat kanserini teşhis etmek için iki yöntem mevcuttur. Birincisi parmakla rektal muayenedir (makattan parmak ile prostat muayenesi). İkincisi ise kanda PSA tayindir. DRE doktorun parmakla yaptığı fiziksel muayenedir. Parmak rektumun içine yerleştirilir, böylelikle doktor prostatın dış yüzeyini hissedebilir (Resim 2). Eğer prostatta sertlik (lokal ya da genel) ya da düzensizlik varsa prostat kanserinin işaretçisi olabilir.

PSA prostatın içerisindeki hücreler tarafından üretilen bir proteindir. PSA değeri kanda tetkik edilir. Sağlıklı bir prostattan fazla PSA salgılanmaz. Bu yüzden kandaki yüksek PSA değeri prostat kanserini işaret edebilir. İyi huylu prostat büyümesi, idrar yolu enfeksiyonu ya da prostat enfeksiyonu gibi başka sebepler de kandaki PSA değerinin yüksek çıkmasına sebep olabilir. Ayrıca, kandaki düşük PSA değeri de kesinlikle prostat kanseri olmadığı anlamına gelmez.

Erken evredeki (lokal) birçok prostat kanseri PSA düşük seviyelerde iken büyümeye başlar. Kandaki yüksek PSA değeri ABD’de prostat kanserinin teşhis edilmesindeki ilk sebeptir. Bu test belki başka şekilde teşhis edilemeyecek birçok prostat kanserinin bulunmasına ve tedavi edilmesine yardımcı olmuştur.

Yapılan bütün bu tarama testlerine ve muayeneye rağmen, prostat kanseri kesin tanısı için prostattan biyopsi alınması gerekir. Prostattan biyopsi alınması işlemi Transrektal Ultrasonografi eşliğinde makattan veya yumurtalıkların altından (bacak arasından)iğne ile yapılır .Patologlar hastalık sebebiyle vücut dokularında meydana gelen değişimleri inceleyen uzman kişilerdir. Biyopsiden sonra patolog prostat dokusu örneklerine mikroskop ile bakarak kanser olup olmadığını belirler. Biyopsi sonrası ciddi komplikasyonlar az görülür. Nadiren enfeksiyon yada rektal (makattan) kanama meydana gelebilir.

Eğer biopsi bacak arasından (trans perineal ) yöntemle alınır ise bu tür problemler görülmez.

PSA nedir?

PSA Testi: Prostat Kanserinin Taraması İçin

Prostat spesifik antijen ölçümü kandan yapılan ve prostat kanserinin erken tanısında kullanılan bir testtir. PSA prostat hücrelerince yapılır ve üretilen PSA’nın bir kısmı prostattan kana geçer. Kana geçen bu PSA düzeyi ölçülür ve prostat kanseri taramasında kullanılır. Yaş arttıkca kandaki PSA miktarı artar. Yaş gruplarına göre normal kabul edilen serum PSA seviyeleri Tablo l’de gösterilmiştir. Prostat enfeksiyonları, iyi huylu prosttat büyümeleri veya prostat kanseri gibi durumlarda PSA’nın kana geçişinde artış olur. Rektal muayene ve prostat biyopsisi gibi klinik uygulamalar da PSA düzeyini artırır. PSA düzeyi kanda normalden daha yüksekse diğer tanı testlerine ihtayaç duyulur.

YAŞ PSA

40-49 0-2.5 ng/ml

50-59 0-3.5 ng/ml

60-69 0-4.5 ng/ml

70-79 0-6.5 ng/ml

Tablo 1: Yaşa özgü normal serum PSA değerleri

Psa Testi Niçin Yapılır?

Doktorunuz bazı risk faktörlerinide göz önünde bulundurarak bir veya daha fazla sayıda PSA ölçümünü tavsiye edebilir. Bu durumlara örnek olarak ;

* 50 yaşın üzerinde olmak

* 40 yaşın üzerinde olmak ve ailenizde prostat kanseri tanısı konmuş akrabanızın olması (Bu durumlarda kanser normalden daha sık saptanabilir.)

* Yapılan rutin prostat testlerinde anormal bir bulgunun saptanması.

* Bir takım prostat klinik göstergelerinin olması. Örneğin; Sık idrara çıkmak (özellikle gece), ani idrar yapma isteği, idrar kaçırma, hematüri veya idrar yaparken ağrı olması.

PSA Ölçümü Nasıl Yapılır?

PSA ölçümü prostat tesleri içersinde doktorunuzca ilk istenecek test olacaktır. Daha sonra PSA ölçümü için kan vermeniz gerecektir. Bu hastanece daha önceden planlanmış kan verme merkezinde yapılacaktır. Kan kolunuzdan alınacak ve inceleme için labaratuvara gönderilecektir.

Sonuçların Alınması

Test sonuçlarının alınma zamanı labaratuardan labaratuara farklılıklar göstermektedir. Doktorunuza sonuçların ne zaman çıkacağını sorunuz. Sonuçlar çıkınca siz ve doktorunuz sonuçları inceleyecek ve tartışacaksınız. Normal bir PSA değeri bir takım faktörlerden etkilenir. Bunlar yaşınız, semptomlarınız ve varsa daha evvelki PSA sonuçlarınızdır. Bu faktörler PSA test sonuçları yorumlanırken göz önüne alınırlar

Takip

Eğer test sonuçları prostatınızın sağlıklı olduğunu gösteriyor ise doktorunuz bu bilgileri gelecekte neler olabileceğine size göstermede kullanabilir. Eğer PSA seviyeniz normalin üzerinde ise doktorunuz ek tetkikler isteyerek yükselmiş PSA seviyesinin enfeksiyona mı, büyümüş prostat veya kanseremi bağlı olduğunu araştıracaktır. Bu testler içinde diğer kan incelemeleri idrar tahlili ve idrar kültürü,ultrason veya prostst biopsisi yer alabilir.

Sonuçların Değerlendirilmesi

Belirgin bir prostat problemi saptandığı zaman siz ve doktorunuz tedavinin nasıl olacağını en iyi karar verecek insanlarsınızdır. Sizin görüşleriniz şunları kapsayabilir:

* İzlem (Herhangi bir tedavi denenmeden önce durumunuz yakından takip edilir.)

* Enfeksiyon veya BPH için medikal tedavi

* Büyümüş prostatnın alınmasına yönelik cerrahi

* Kanserli prostatın alınmasına yönelik cerrahi

* Radyoterapi, hormon tedavisi veya prostat kanserine yönelik diğer tedaviler.

PSA’nını en değerli yanı, radikal prostatektomi sonrası nükslerin saptanmasındadır. PSA’nın radikal prostatektomi sonrası sıfıra inmesi beklenir aksi rezidüel hastalık varlığını düşündürür. Radikal prostatektomi sonrası başlangıçta sıfıra inen PSA değerleri sonradan yükselirse, bu hastalığın nüks ettiğini düşündürür.

Sağlığınız İçin

PSA ölçümünüz normalden yüksek değilse belirli aralıklar ile PSA ölçümlerinizi yaptırmanız gerekir.

Amerikan Kanser Birliği ve Amerikan Ürologlar Birliğinin bu konudaki tavsiyeleri :

* 50 Yaşın üzerinde heryıl periyodik olarak PSA ölçümü yapılması.

* 40 Yaşın üzerinde ve Amerikalı veya Afrikalı iseniz yada ailenizde prostat kanseri tanısı konmuş akrabanız varsa periyodik olarak PSA ölçümünüzü her yıl düzenli olarak yaptırmanızdır.

Prostat biyopsisi nedir? Nasıl yapılır?

Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen ve ölüme neden olan malignitelerden birisidir. Çoğu olguda prostat kanseri, muayenede şüphe veya PSA yüksekliği nedeniyle yapılan iğne biyopsisi ile elde edilen doku örneklerinden tanınır ve derecelenir. Materyallerdeki tümör derecesi hastalığın lokal ilerleme ya da metastaz yapma potansiyelinin öngörüsünde etkin bir belirleyici olduğu için biyopside saptanan tümör derecesi uygulanacak tedavi yönteminin seçilmesinde de yol gösterici olacaktır.

Klasik altı kadran (sextant) biyopsinin Hodge veark.(1) tarafından tanımlanması ile bu teknik prostat kanseri tanısında hızla standart hale gelmiştir. Ancak,  daha sonra altı kadran biyopsinin yüksek oranda yanlış negatiflik ile yetersizlik  gösterdiği görülmüştür.(2)  Bu yöntem bugün 12 kadrandan alınarak yapılmaktadır.

Belirtileri nelerdir? Nasıl tanı konulur?

Erkekler yaşlandıkça yaşlanmaya bağlı olarak üriner semptomlarla karşılaşabilirler. Bunlar, idrar akışının yavaşlamasına bağlı olarak gece ve gündüz boyunca banyoya tuvalete daha sık gidişleri içerebilir. Bunlar prostat kanseri anlamına gelmez. Hastalığın belirtileri erken evrelerinde iyi huylu prostat büyümesinden farklı değildir . Bu nedenle, aşağıdaki belirtilerden herhangi biri görüldüğünde, hemen doktora başvurulması gerekir: 
* İdrar yapmaya başlama güçlüğü veya yapamama , Az miktarda ve kesik kesik idrar yapma , Geceleri sık idrara çıkma ihtiyacı duyulması , Sertleşmede güçlük veya ağrı ,  İdrar ya da menide kan görülmesi ,  Sırt bölgesi, kalçalar ya da üst uyluklarda ağrı veya hareket güçlüğü.

Erken evresinde, prostat kanserinden ötürü acı ya da üriner problemler gibi semptomlar sadece birkaç erkekte görülür. Çünkü lokal prostat kanserinin hiçbir belirtisi yoktur, kanseri erken teşhis için kullanılan tarama testleri doktorlar tarafından kullanır.

Prostat Kanseri Evreleri nelerdir?

Tümör evresi kanserin boyutunu ve yayılmasını gösterir. Diğer tümörlerde de olduğu gibi prostatın sadece küçük bir kısmında olan kanserin, prostatın tümüne yayılmış olan kanserden daha fazla tedavi edilebilme şansı vardır. Aynı şekilde prostatın sadece içinde olan tümörün, prostatın dışına yayılmış olan tümörden daha fazla tedavi şansı vardır. İlaveten, lenf düğümleri ya da kemik gibi prostattan uzak yerlere yayılmış olan kanserlerde tedavi sonuçları en başarısızdır. Tümör evrelemesi için kullanılan sistem TNM sistemidir (Resim 4). ‘T’ Tümörün boyutu, ‘N’ Lenf Düğümleri ve ‘M’ Metastaz (Kanserin uzak organlara yayılımı) olarak tanımlanır. Lokal prostat kanseri T1a-c olarak tanımlanır ve bu grupta yapılan makattan parmakla muayene ile prostatın normal olması anlamına gelir. T2a-c aşaması makattan parmakla muayene ile prostatın normal olmadığı fakat prostatın dışında da kanser belirtisinin olmadığı anlamına gelir. N0 aşamasında, prostat alanı içindeki lenf düğümlerine sıçrayan kanser belirtisi olmadığını gösterir. M0 aşamasında, tümör metastaz (prostattan uzak organ yayılım) belirtisi yoktur. Eğer kanser lenf düğümüne yayılıyorsa N1 ve/veya metastaz için M1 olarak belirtilir.

Lokal prostat kanseri için tedavi seçenekleri nelerdir?

Lokal prostat kanseri için bilinen 3 tedavi yöntemi; aktif gözlem (yakın izlem olarak da bilinir), radyoterapi (radyasyon tedavisi), ve ameliyattır. Bir tedavinin kesin olarak diğerinden net olarak daha iyi olduğunu gösteren hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Agresif prostat kanseri olan erkeklerde bu tedavilerin herhangi biriyle tümörün geri dönme ihtimali yüksektir.

Aktif gözlem

Aktif gözlem ya da yakın izlem, bazı prostat kanserinin hayatı asla tehdit edemeyeceği felsefesini temel almaktadır. Bu yönteme takip işlemi PSA ve parmakla makattan muayene ile  yapılmaktadır. Ayrıca prostat biyopsileri de düzenli olarak yapılır. Eğer kanser büyüme eğilimi veya daha agresif seyirli bir tümöre dönüşme belirtileri gösterirse diğer tedavi şekillerine geçilir. Yakın izlem ve aktif gözlem için doktoru ziyaret etme zamanlaması prostat kanserli her hasta için farklı olacaktır.

Radyoterapi

İki şekildedir;

Prostat dokusu içine uygulanan brakiterapi ve vücut dışından uygulanan radyoterapi olmak üzere. Brakiterapi yönteminde küçük radyoaktif çekirdekler prostatın içerisine yerleştirilir. Tedavi öncesinde çekirdeklerin dozuna karar vermek için prostatın boyutu (hacmi) TRUS (makattan yapılan ultrasonografi) ile hesaplanır. Daha sonra çekirdekler, testis torbası ve anüs arasında derinin içinden iğneler vasıtasıyla prostatın içerisine yerleştirilir. Vücut dışından uygulanan radyoterapide prostat ve etraf gerekli dokulara, dikkatli bir şekilde hedeflenmiş radyasyon ışınları ile uygulama yapılır. İki adet çalışmada, normalden daha yüksek dozdaki vücut dışından uygulanan radyoterapinin bazı erkeklerde PSA seviyesinde artış olma ihtimalini düşürdüğünü gösterilmiştir. Her iki radyasyon tedavisi de birbirleriyle kombine edilebilir. Bazı hastalarda hormon tedavisi ve vücut dışından uygulanan radyoterapi kombinasyonu hastaların kanserden ölüm riskini azaltabilir.

Ameliyat

Radikal prostatektomi

Prostatın ve meni keselerinin tamamen alınmasını içeren ameliyattır. “Radikal” kelimesi, prostatın ve komşu dokuların (meni keseleri ve sperm kanalının belirli bir kısmı) ameliyat ile tamamen alınması anlamına gelmektedir. Bu ameliyatlar çeşitli şekilde yapılmaktadır. Açık ameliyat ve kapalı ameliyat (laparoskopik veya robotik laparoskopik) olmak üzere ikiye ayrılır. Açık ameliyat karından veya yumurtalıkların altından yapılan kesilerlen olur. Kapalı ameliyat laparoskopi olarakta isimlendirilir. Karından girilen üç ila beş noktadan laporoskopik aletlerle girilerek yapılır. Bu laporoskopi aletleri son zamanlarda robot ile yönlendirilerek yapılmaya başlanmıştır.

Modern ve Minimal İnvaziv Tedavi Yöntemleri

HIFU TEDAVİSİ (Yüksek Yoğunluklu Ses Ötesi Dalgaları ile tedavi) işlemi, genel anestezi altında yapılan, non-invazif, tek seansta bitirilen bir tedavidir. Işlemde rektuma yerleştirilen ve açılı piezoelektrik kristal içeren kaşık şekilli bir aplikatör ve yayılan ultrasonografik dalgaları bir noktaya odaklayan ultrasonic tarayıcı kullanılır. 

Kriyoterapi

Kriyoterapi prostat kanseri dondurularak tedavi edilir.Bu tedavi yöntemi herhangi bir cerrahi girişim gerektirmez.Bu uygulama aynı zamanda küçük böbrek tümörlerindede radikal ameliyat gerektirmeden uygulanabilmektedir.

Hormonal tedavi

Lokal prostat kanseri tedavisi için kullanılabilmektedir ancak bu tedavilerin ne kadar iyi sonuç verdiği konusu net değildir. Hormonal tedavi, diğer tedavi yöntemleri uygulanmayan veya uygulamayı tercih etmeyen hastalarda kansere bağlı belirtileri azaltırken, kalp veya şeker hastalığı olan kişilerde bu hastalıkların ilerlemesine yol açabilmektedir.Bu yöntemin uygulaması çok kolay olmakla birlikte ciddi yan etkileri olabilir.En sık görülen cinsel isteksizlik ,ereksiyon sorunu, göğüslerde agrı büyüme ve hassasiyet, hayati olmayan ama hastayı çok rahatsız eden bazı problemlerdir.

Her tedavinin faydaları ve riskleri nelerdir?

Aktif Gözlem/Yakın İzlem

Düzenli muayenelerle lokal prostat kanserini takip etmenin iki büyük avantajı vardır; düşük maliyet ve erken komplikasyon gelişmemesi. Yakın izlem kişisel bir tercih olabilir ya da bir erkeğin daha düşük yaşam beklentisi olup tedaviyle oluşabilecek muhtemel problemlerden kaçınma isteği sebebiyle bir tercih olabilir. Aktif gözlem, daha uzun yaşam beklentisi olan hastalarda düşük riskli tümör için daha iyi bir seçenek olabilir. Bu erkekler genellikle daha düşük bir Gleason skoruna, düşük PSA seviyesine ve düşük klinik evreye sahiptirler. Klinik araştırmalar gösteriyor ki; lokal düşük dereceli prostat kanseri olan bir erkekte, tümör bulunduktan sonraki 10 yıl itibariyle tümör büyümesi daha düşüktür.

Aktif gözlem ve yakın izlemin en büyük dezavantajı, zamanla kanserin daha kötü ve müdahale edilemez hale gelme ihtimalinin olmasıdır. Kanserin daha kötüye gittiğinin işaretleri ve tedaviye başlama zamanı her zaman bilinemeyebilir. Eğer takipler arasındaki süre boyunca kanser prostatın dışına sıçrarsa tedavi edilememe ihtimali olabilir. Prostat kanseri yayıldığı zaman genelde kemiklerin içine yayılır. Bu durum acılıdır, kişinin günlük aktivitelerine katılmasına engel olabilir ve ölmeden önceki hayat kalitesine etki edebilir.

RADYOTERAPİ VE RADİKAL PROSTATEKTOMİ

Bu tedavilerin en önemli özelliği, prostat kanserinin tamamen tedavi edilip kür (kansersiz durum) sağlanabilmesidir. Bu tedavilere bağlı en sık olası komplikasyonlar idrar kaçırma, diğer idrar bozuklukları ve sertleşme sorunlarıdır. Ayrıca, radyoterapi ve prostatektomi idrarda kanama, karın ve bağırsak problemlerine de (kanama, ağrı, kalın barsaklarda rahatsızlık)  neden olabilmektedir. Her tedavi yönteminin kendi özgü olası komplikasyonları mevcuttur. Hiçbir tedavi seçeneğinin daha iyi ya da daha kötü komplikasyon durumu söz konusu değildir.

Radyoterapi

Radyoterapinin en önemli avantajı cerrahi müdahaleden daha az invaziv (vücuda zarar verme olasılığı daha az olan) olmasıdır. İdrar kaçırma ve ereksiyon bozukluğu, radikal prostatektomi ile hemen hemen aynıdır. Fakat radyoterapinin bir dezavantajı onun prostatı yerinde iken çıkarmaksızın tedavi etmesidir. Bazı kanserlerin ilerlemesi ve gelecekte daha kötüleşmesi mümkündür. Günümüzdeki geliştirilmiş yeni radyoterapi metodları ile çevre dokulara daha az zarar verilmesine rağmen prostat kanserli hastalarda yine de bağırsak, idrar yolu ve genital (cinsel) bölge problemleri görülebilmektedir.

Brakiterapi

Prostata yerleştirilen çekirdekler ile prostatın radyoterapisidir. Brakiterapinin avantajı günlük bir tedavi şekli olmasıdır. Ancak, radyoaktif çekirdeklerin yerleştirilmesi için anesteziye gerek duyabilir. İdrar yolları ile ilgili problemler en çok bildirilen komplikasyonlardır. Ereksiyon bozukluğu ve idrar kaçırma diğer tedavilerle olduğundan daha az meydana gelmektedir. İdrar kaçırma haricindeki idrar yolu problemleri çok az sıklıkta görülmektedir

Vücut Dışından Radyoterapi

Vücut dışından radyoterapi sadece kanserli hücreleri öldürmek için prostata yöneltilen radyasyon tedavisidir. Ameliyat ya da anesteziye ihtiyaç duyulmaz. Her radyasyon tedavisi  7 ila 8 hafta boyunca haftada 5 kez günde bir kereliğine yapılır. Bu tedavide, yeni geliştirilen metodlarla idrar kesesi ve rektum gibi prostata komşu dokulara daha az miktarda ışın verilirken, prostat için ihtiyaç duyulan miktarda radyasyon verilebilmektedir. Bu tedavi yöntemi, Crohn adı verilen barsak hastalığı ve kalın barsak ülserleri barsak hastalıkları olan veya karın bölgesi/leğen kemiği içerisine radyasyon almış olan hastalarda olası komplikasyon ihtimalinin artmasından ötürü en son tercih edilen tedavi yöntemidir.

Prostat brakiterapisi gibi vücut dışından radyoterapi de sindirim sistemi problemlerine sebep olabilir. İshal en sık görülen komplikasyondur. Ereksiyon bozukluğu ve idrar kaçırma da görülür . İdrar yaparken yanma hissi ve idrar yollarının enfeksiyonu vücut dışı radyoterapiden hemen sonra hastalarca bildirilmiş olağan problemlerdir. Bu şikayetler genellikle bir iki yıl gibi bir sürede kaybolur. Vücut dışından radyoterapi tedavisini takip eden ilk yıl içerisinde hastalar tarafından bildirilen rektal (makat bilgesi ve etrafı) acı zamanla azalır. İdrardaki kanama nadirdir.

Radikal Prostatektomi

Radikal prostatektomi ameliyatı, prostata komşu meni keseleri ve sperm kanalının belirli bir kısmıyla birlikte prostatın tamamının dışarı çıkarıldığı bir operasyondur. Ameliyat anesteziye gerek duyar. Hasta 1 ila 3 gün arasında hastanede kalır ve taburculuğunda idrar kesesinde bir sondayla evine gönderilir. 1-2 hafta sonunda sonda alınır. Bu operasyonun en büyük faydası kanserin tamamının ortadan kaldırılabilmesidir. Fakat kanser çoktan etrafa yayılmışsa prostatı ortadan kaldırmak kesin çözüm (kür) olmayabilir. Yine de radikal prostatektomi tedavisi, kanseri prostat dışına çıkmamış kanserli erkeğe hayatının geri kalanı boyunca hastalıktan bağımsız olma avantajını sağlar.

Radikal prostatektominin en büyük dezavantajı operasyonun kendisinden ötürü oluşabilecek komplikasyonlarıdır. Ameliyat sonrası ereksiyon bozukluğu ve idrar kaçırma en çok bildirilen problemlerdir. Ereksiyon bozukluğuna maruz kalması erkeğin yaşına ve sağlığına, tedavi öncesi cinsel fonksiyonuna, kanserin evresine ve ameliyat boyunca ereksiyonu kontrol eden sinirlerin ameliyat esnasında korunabilmesine bağlıdır. 60 yaştan genç erkekler, yaşlı erkeklere göre bu ameliyat sonrasında daha az ereksiyon problemiyle karşılaşırlar. Ameliyattan sonra ereksiyon bozukluğu meydana gelse bile zamanla ereksiyonlar ameliyat öncesi haline dönebilir. Ayrıca ereksiyon problemi için ilaç tedavisi ve cihazlar da yardımcı olabilir. Ereksiyon bozukluğu veya diğer komplikasyonların tedavisi için doktorunuza da danışabilirsiniz.

Radikal prostatektomi sonrası gelişen idrar kaçırma zamanla azalabilir veya tamamen geçebilir. Radikal prostatektomi sonrası hastaların bildirdiği diğer problemler idrar kesesinin fazla çalışmasına bağlı sık idrara gitme, sindirim sistemi problemleri, idrar kesesinin enfeksiyonu ve idrar yapmada zorluktur. Bazen ameliyat sonrası doku iyileşmesinin normalden fazla olmasına bağlı idrar yapmayı zorlaştıran tıkanıklıklar gelişebilir. Böyle bir durumda idrar akımını rahatlatmak için tekrar ameliyat olmak gerekebilir.

Hifu Tedavisi

Yararları ;Bazı hastalar radyasyondan kaynaklanan yan etkilere tahammül edemez. Ayrıca, bütün prostat kanseri hastaları ameliyat (radikal prostatektomi ) olamayabilir veya istemeyebilir. Bu hastalar için Robotik HIFU birçok avantajlı alternatif sunmaktadır:

Hifu tedavisi ile prostat kanserinin tedavisinden başka,bu yöntem ile nüks eden radyoterapi sonrası ve ameliyat sonrası hastalarına tedavi  imkanı saglanır.

Tedavi sirasında genç hastalarda ereksiyon için kısmi veya tam sinir koruyucu tedavi yapılabilir.Bu tedavide idrar ve sertleşme sorunları çok azdır.

Nadirde olsa sertleşme sorunu ve idrar kaçırma görülebilir.

Hifu tedavisinin yapılamayacağı hastalar.Brakiterapi yapılmış hastalarda seed leri çıkarmak gerekebilir.Rektal problemi olanlar.Penis protezi ve sfinkteri olan hastalar da dikkatli olmak gerekir.Ayrıcada prostatic stendi olanlara yapılamaz.

Tedavi seçerken nelere dikkat edilmelidir?

TEDAVİ SEÇERKEN NELERİ DİKKATE ALMALIYIZ?

Prostat kanserinde tedavi seçimi için dikkat edilmesi gereken 4 önemli nokta mevcuttur. Bunlar; tahmin edilen yaşam süreniz (hayat beklentisi), genel sağlık durumunuz, tümörün karakteristik özellikleri (yukarıda bahsedildiği gibi), değerleriniz ya da kişisel tercihlerinizdir.

-Hayat Beklentisi: Tahmin edilen yaşam süreniz ne kadardır?

Hasta yaşından ziyade hayat beklentisinin önemli olduğunu bilmek gerekir. Bir erkeğin hayat beklentisi uzun olduğu zaman, lokal prostat kanseri hastalığa ve ölüme sebep olabilir. İlerleyen yıllarda ya da kişi başka ciddi hastalıklara yakalandığı zaman erkeğin prostat kanserinin kötüleşme ya da prostat kanseri yüzünden ölme ihtimali daha düşüktür.

-Genel Sağlık Durumu: Başka hangi sağlık problemleriniz var?

Genel sağlık durumunuz sizin sağlık geçmişinizi ve ailenizin sağlık geçmişini içerir. Ayrıca şu andaki sağlığınızı ve edinebileceğiniz başka hastalıkları da içermektedir. Genel sağlık, bir erkeğin ne kadar süre yaşayacağını etkiler. Bazı erkekler için onların genel sağlığı, prostat kanser tedavileriyle birlikte başlarına gelebilecek problemlerin risklerini (olasılıklarını) etkiler. Bazı erkeklerde idrar yolları, cinsel ve bağırsak fonksiyonları belli tedavilerle diğer erkeklerden daha fazla etkilenir.

-Değerler ve Kişisel Tercihler: Sizin için önemli olan nedir?

Prostat kanserinin tedavisine karar verilirken her erkeğin değişik öncelikleri bulunur. Eğer tedavi olmak isterse, tedaviyi seçerken de farklı değerleri bulunmaktadır. Bazı erkekler yaşları, tümör dereceleri ya da evreleri ne olursa olsun kanserinin kaldırılmasını isterler. İyileşme şansı için tedavinin komplikasyonlarıyla (tedavi sonrası olası olumsuz durumlar) yüzleşmeye razı olurlar. Diğerleri, bazı tedavilerin hayat kalitelerine ne kadar etki edeceğiyle ilgili endişe duyarlar. Onların tercihleri belli komplikasyonlardan kaçınma yönünde olabilir. 



Yeni Mah., Şehit Mesut Birinci Cad. No:85 Samsun, Atakum 55010

0 532 243 5176

hızweb