Testis iltihapları

TESTİS KANSERİ NEDİR ?

Testis kanseri genç erkeklerin bir veya iki testisinde gelişen kanserdir. Yüksek oranda tedavi edilebilir ve iyileştirilebilir. 

Testisler erkek üreme sisteminin organlarıdır. Yetişkin bir erkekte bir golf topundan küçük olan bu iki organ penisin altında skrotum denen kesede bulunur.

Testisler erkeklik hormonu olan testosteronu üretirler. Aynı zamanda sperm üretimi de burada yapılır. Testislerde üretilen sperm hücreleri meni kesesine vas deferans(meni kanalı) boyunca taşınır. Burada sperm, prostat salgı bezinin ürettiği sıvıyla karışır. Ejakülasyon(boşalma) sırasında sperm hücreleri, meni kesesi salgısı ve prostat salgısı penisin merkezinde bulunan idrarın ve meninin geçişini sağlayan üretraya girerler.

Testisler birçok çeşit hücreden oluşurlar. Bunların her biri tek çeşit veya çok çeşit kanser oluşturabilirler. Kanserin tiplerini ayırmak çok önemlidir çünkü tanı ve tedavi farklı kanser hücrelerine göre farklılık göstermektedir.

Testis kanserleri 20-40 yaş erkeklerde en sık görülen kanser çeşididir..Erkeklerde görülen kanserlerin %1 ini oluşturur.Her yıl 100.000 kişiden 3 ünde testis tümörü saptanır. 20-40 yaşları arasında ise bu oran 100.000 de 6 ya çıkar. Olguların yaklaşık % 95 inde tümör doğrudan sperm üreten dokudan kaynaklanır.

Testis tümörü testisde (yumurtalık)bulunan çeşitli hücrelerden gelişen bir tür kanserdir. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür, daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak oranlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir.

TESTİS KANSERİNİN NEDENLERİ NELERDİR ?

Testis kanserinin nedenleri bir erkeğin diğerine göre neden daha fazla risk taşıdığı tam olarak bilinmemektedir. Kalıtsal olabilir.

Testis kanseri, beyaz ırkta, baba veya erkek kardeşinde testis kanseri olanlarda,  küçük veya düzensiz şekilde testisi olanlarda (testisler çoğunlukla yuvarlak, düzgün ve sıkıdır), skrotuma inmemiş testisi olanlarda (cerrahi tedavi ile düzeltme yapılmış olsa bile) ve klinefelter sendromu olanlarda (genetik hastalık) daha çok görülür.

 Testis kanserine yakalanmamak için alınabilecek en ideal yöntem her ay kendi kendinizi kontrol etmektir.

Bir testisin diğerinden hafif büyük olması normaldir. Testisin düzgün ve sıkı olması gerekir. Muayene için en uygun zaman duş veya banyo sırasıdır. Ilık su skrotum üstündeki deriyi gevşetir, muayene kolaylaşır. 

•Testiste şişlik

•Testis üzerinde bezelye şeklinde şişlik

•Şiddetli bir ağrı

•Testis ya da testis torbası çevresinde ağrı hissi 

var ise doktorunuza başvurun.

TESTİS KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR ?

•Herhangi bir testiste kitle veya büyüme

•Skrotumda ağırlık duygusu

•Karında veya karında ağrı

•Skrotumda sıvı birikmesi

•Testislerin birinde veya skrotumda ağrı

•Seyrek olarak human chronic gonadotropin (HCG) artışına bağlı olarak göğüslerde büyüme ve hassasiyet.

*** Unutmayın ki bu belirtilere başka birçok hastalıkta sebep olabilir. Eğer bu belirtiler 2 haftadan uzun sürerse mutlaka bir uzmana görünün. Bu belirtilerin gerçek sebebini size ancak konusunda uzman bir hekim söyleyebilir.

TESTİS KANSERİ TEŞHİSİ

Testis kanserinin teşhisi testislerin fizik muayenesi , kanda marker dediğimiz a beta-HCG  ve lfafötoprotein bakılması ve ultrasonografi ile konur . 

Testislerin temizlenmesi ne seks yaşantısını nede baba olma olasılığını etkilemez.

Çoğu zaman ultrason taraması ile testislerdeki herhangi bir değişiklik ortaya çıkar. Nadiren biyopsi gerekebilir.

Eğer hastada testis tümöründen şüphelenilirse  orşiyektomi (testisinin çıkartılması işlemi) operasyonu yapılır.  Testis dokusu patolojik inceleme için laboratuara gönderilir. 

TESTİS KANSERİ EVRELEME TESTLERİ

Eğer hastada testis kanseri saptanmış ise bu tümörün vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını anlamak amacıyla yapılması gereken tetkikler vardır. Bu yönteme evreleme denir ve doktorun hasta için en faydalı olacak tedavi biçimini seçmede en önemli belirleyicidir.

Testis kanserini evreleme yöntemleri aşağıdaki gibidir ;

Bilgisayarlı Tomografi: Bu ileri teknolojik röntgen filmi mesanenin 2 boyutlu farklı kalınlıklarda kesitlerini alma prensibine dayanır. Çoğu zaman damardan verilen bir boya ile karın içindeki lenf bezlerinin ve çevre dokuların daha iyi ayırımı yapılarak metastaz olup olmadığı anlaşılabilmektedir. Eğer daha önce benzer boyalara alerjiniz olmuş ise bu tetkik boya kullanılmadan yapılmalıdır.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Röntgen ışığını yerini çok kuvvetli manyetik alan ve radyo dalgaları kullanılarak yapılan bir testtir. Bu tetkik sırasında bir tüpün içine girmeniz gerekir ve tetkik sırasında yüksek frekanslı bir sese maruz kalacağınızı bilmeniz ve kendinizi buna hazırlamanız da fayda olacaktır. Sesten etkilenmemek için kulaklık ve kapalı bölge korkunuz için açık MRI seçeneğini doktorunuzla görüşebilirsiniz.

 

TESTİS KANSERİ EVRELERİ ;

Evre 1: Kanser yalnızca testistedir

Evre 2: Kanser karın arka duvarındaki lenf bezlerine yayılmıştır.

Evre 3: Kanser daha başka organlara da ( akciğer, karaciğer) yayılmıştır.

TESTİS KANSERİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Kanserin tipine ( seminom, nonseminom) ve evresine göre değişik tedavi yöntemleri mevcuttur. 

Seminomlar sperm üreten hücrelerden kaynaklanırlar ve testis kanserlerinin yaklaşık % 50 sini oluştururlar. 

Nonseminomlar ise teratokarsinom, embriyokarsinom vs. farklı tip tümörlerden oluşur. Ayrıca hastanın yaşı ve genel sağlık durumu da tedavi yönteminin seçilmesinde etkili olmaktadır.

4 Çeşit Tedavi Yöntemi Vardır:

 Cerrahi Tedavi (radikal inguinal orşiektomi): Bütün testis ve çevre dokusu cerrahi olarak çıkarılır. Karın bölgesindeki lenf düğümleri de birlikte çıkarılır. Bir testisi alınmış kişilerin diğer testisinde de % 2-5 oranında kanser gelişme rski vardır.

 Radyasyon Tedavisi: Seminomlar radyoterapiye oldukça duyarlıdır. Nonseminomlar ise duyarlı değillerdir.

 İlaç Tedavisi (Kemoterapi): Genellikle nonseminomlarda cerrahi tedaviden sonra en az yan etkisi olan ilaçlar seçilerek ( cisplatin, etoposide vs.) kemoterapi yapılır.

 Kemik İliği Nakli: Bu tedavi şekli henüz araştırılma aşamasındadır.  Hastadan alınan kemik iliği kanser hücrelerini öldürücü bir ilaçla işleme tabi tutulur ve dondurulur. Dondurulmuş ilik daha sonra venlerden iğne ile vücuda verilir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİNİN YAN ETKİLERİ VE TEDAVİ SONRASI YAŞAM 

Testis tümörlerinin te­davisinde cerrahi girişimlerin ve kullanılan ilaçların ağır ve çeşitli yan etkileri vardır. Bu yan etkiler hastaya ayrıntılı olarak anlatılmalıdır.

Ameliyatla karın zan arkasındaki lenf bezlerinin iki yanlı olarak bütünüyle çıkarılması, olguların yaklaşık yüzde 80'inde sperma üretiminin durmasına, yani kısırlığa yol açar. Bazı hastalarda normal boşalma, cerrahi girişimden yıllar sonra kendiliğinden, bazılarında da ancak cinsel birleşmeden 1-2 saat önce uyarıcı ilaç alınması saye­sinde gerçekleşir. Ayrıca tedaviye baş­lamadan önce olguların %’90'ında, ersuyu (semen) sıvısının çok az sperma içerdiği ya da hiç içermediği unutulma­malıdır. Testislerin sperma üretimi bir­biri ardına alınan ilaçlardan sonra daha da azalır. Tedavide alkilleyici ilaçlar kullanılmazsa, sperma azlığı ya da yokluğu geçicidir. İlaç tedavisinin ardından yapılan cerrahi girişimlerde kanama, enfeksiyon gibi etkiler ortaya çıkabilir. 

Seminom dışı tümörlerde uygulanan ışın tedavisi geç yan etkilere, örneğin; bağdokusu artışına, ışına bağlı doku ölümüne, kısırlığa ve yeni bir tümörün ortaya çıkmasına neden olabilir.

İlaç tedavisinin yan etkileri, özellik­le testis tümörlerinde kullanılan cis-platin ve bleomisinin sonradan ortaya çıkan zehirleyici etkilerine bağlıdır. Özellikle tedavi kürleri sırasında hasta­ya yeterince sıvı verilmemişse, cis-platin ilerleyici böbrek rahatsızlığına, daha seyrek olarak da işitme azlığına yol açar. Vücutta biriken ilaç dozu 1.000-1.200 mg/m2lye ulaştığında bu ağır yan etkilerin ortaya çıkması hemen hemen kaçınılmazdır. Bu nedenle, 3-4 kürlük tedaviden sonra sık sık böbrek işlev testleri ve işitme kontrolleri yapıl­malıdır. Aynı biçimde biriken toplam bleomisin dozu 200-250 mg/m2'yi aşar­sa, akciğer iltihabı ve akciğerde bağdo­ku artışı görülür. Yineleyen radyolojik kontrollerde bleomisine bağlı akciğer hasarı izlenmelidir. Önceden bleomisin-le tedavi edilen hastalarda, ameliyatın ardından akciğer komplikasyonu geliş­me olasılığı yüksektir.

İlaç tedavisinde kullanılan adriamisin adlı ilaç da biriken toplam dozu 550-600 mg/m2lye eriştiğinde kardiyo-miyopatiye (kalp kası hasarı) yol açabi­lir. Olguların önemli bölümünde akut yan etkiler bulantı ve kusmadır. Vin-blastin verilmesinin ardından olguların yüzde 50’sinden fazlasında kas ağrıları ve bağırsakta kısmi felç ortaya çıkabilir. 

Bu yan etkiler önemliyse de 4-6 günde geriler. Olguların büyük çoğunluğunda kemik iliğinin etkinliği azalır. Bu da ol­guların yüzde 10'unda, akyuvar yapımı yetersizliğine bağlı olarak bağışıklığın zayıflamasına ve mikroorganizmaların bütün vücuda yayılması sonucu yaygın enfeksiyonlara yol açar. Sonuç olarak ilaç tedavisi sürerken 3-4 günde bir kan sayımı yapılmalı ve hastanın ateşi yük­seldiğinde hemen antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Bazı olgularda iyileş­meyi sağlamak için akyuvar nakli gibi daha yoğun bir tedavi gerekebilir. Sey­rek görülmekle birlikte kandaki trombo-sitler azalırsa trombosit verilir. Kansız­lık ise daha seyrek görülür.

Hastalarda ilaç tedavisine bağlı tam ya da kısmi saç dökülmesi çok sık orta­ya çıkar.

‘Tüm bu yan etkiler ve tedavi sonundaki başarı oranları klasik tıpta testis kanserinin kalıcı bir çözümü olmadığını göstermektedir.’

Alınan testisin yerine skrotum içine konulan ve normal testis görünümü veren protez testis takılabilir. 

Lenf bezlerinin alınması penisin sertleşmesini veya orgazmı  olumsuz etkilemez ancak kısırlığa sebep olabilir. Bu nadiren ilaçlarla düzeltilebilir. 

Radyoterapi de spermleri öldürücü etki gösterebilir. Tedaviden birkaç ay sonra düzelme görülebilir ancak yinede tedaviden önce önlem olarak sperm bankasında sperm dondurulması önerilebilir.



Yeni Mah., Şehit Mesut Birinci Cad. No:85 Samsun, Atakum 55010

0 532 243 5176

hızweb